Facebook ile Bağlan

Login Form



Ziyaret

Şu anda 3 konuk çevrimiçi

Anket

Nerede Yaşıyorsunuz?
 
Kültürümüz
Kış Yarısı Yazdır e-Posta
Administrator tarafından yazıldı   
Pazar, 03 Ocak 2010 01:19

Öz oðuz boyundan gelen köylülerimiz Orta Asya'dan kendileri ile birlikte taþýdýklarý ve Anadolu'ya yaydýklarý geleneklerimizden biri olup kýþýn yarý olduðunu ve köylülerin kendi yiyecekleri ve hayvanlarýnýn yemlerini buna göre belirledikleri eðer kýþ iyi giderse memnunluklarýný dile getirirler. Bu etkinlik köylülerimizin barýþ içinde yaþamasýný ve sosyal bir gelenek olarak bunun iþbirliði içinde sürdürülmesini saðlamaktadýr. Kýþ mevsimi genellikle 90 gün olarak hesaplanýr. Ancak miladi takvim deðil de hicri takvime göre yada son hesap diye adlandýrýlýr. 13 Aralýk - 13 Mart arasýdýr. Kýþ yarý Ocak ayýnýn son haftasý gerçekleþtirilmektedir.

 

 

Köyümüzde de gençler bir araya gelerek büyüklerimizden gördükleri duyduklarý geleneklerimizi yerine getirmek, eðlenmek, gezmek ve hatta küçükte olsa toplumsal dayanýþmayý saðlamak amacýyla yapýlan eðlencelerin tümü kýþ yarýsý eðlenceleridir. Köyümüzde kýþ yarýsý kutlamalarý yakýn tarihe kadar çok iyi bir þekilde organize edilip geniþ kapsamlý kutlamalar organize edilmiþtir. Bu kutlamalar bir nevi tiyatro gösterisi gibi fakat salonda deðil de tamamen köy içersinde ve halka açýk bir þekilde belli bir oyun belirlemeksizin o anda oluþan konuya göre yapýlan bir sunu þeklidir. Köylüler toplanýr özelliklede iþin tamamen organizasyonunu yapacak olan gençlerden bir gurup tüm köyü dolaþarak kýþ yarý yapýlacaðý günü bildirir. Bir gurup davulcu, zurnacý temin eder baþka bir gurup ise þenliklerde oyuncularýn giyecekleri kýyafetlerini temin ederler.


 

Kýþ yarý þenliklerinde görev alacak olanlar sabah erkenden büyük bir köy odasýnda toplanýrlar. Görevler olarak beþ altý kýz, iki koca, üç Arap, bir deve, bir deveci ve iki it oluþturulur. Bunlara bir hak toplayýcýsý heybe omzunda ve yardýmcýsý eklenir. Bu ekip davul zurna eþliðinde odadan çýkarlar. Ýtin anlamý hayvancýlýkla geçindiklerini iþareti ve güvenlik içindir. Araplar güvenlik için öncü ve ekibin koruyucularýdýr. Kocalardan yaþlýsý aþiretin yani göçerin büyüðüdür, ikinci koca organizatördür ve yardýmcýdýr. Deve göçerliði, deveci döþünde bayraðý ile kim olduklarýný ve göðsünde bayraða saygýyý temsil eder. Kýzlar erkek olup temsilen genç kýz elbiseleri giyerler. Kocalar þalvar, aba, potin, iþlik, baston ve kafalarýna kalpak yerine içi oyulmuþ kabak geçirirler. Araplar þalvar, palto, kefiye, palaska, býçak, sopa kullanýrlar ve yüzlerini boyarlar. Ýtler koyun veya keçi derisi sýrtýna giyer ve elinde iðne veya çöðür bulunur. Deve, deveye benzer temsili yapýlmaktadýr, deveci sakallý þapkalý ve döþünde bayrak asýlýdýr.

 


Önce köy meydanýnda davul zurna eþliðinde halaylar çekip oyun oynarlar. Ondan sonra köyün bir tarafýndan baþlayarak halayla birlikte köyü dolaþýrlar. Dolaþma sýrasýnda hakçýlar tek tek evleri dolaþarak kýþ yarý için hakkuldak toplarlar. Toplayýcýlar kim az kim çok verirse versin Allah kabul etsin der. Hakkullah veren ailenin gençleri guruba katýlýr yaþlýlar ise köy meydanýna giderler. Köy sokaklarýnda dolaþýrken göçer ekibine gençler saldýrýrlar, genellikle gelinleri kaçýrmalar olur. Araplar ve itler dikkatli olup gençleri gelinlerden uzak tutmaya ve güvenliði saðlamaya çalýþýrlar. Köyde mevcut un, bulgur, buðday, yað, odun, para ne verirlerse köylülerin verdiði tüm yiyecekler bir araya toplanarak harman edilir. Fazlasý satýlýr. Göçer aile köy meydanýnda bir orta oyunu oynarlar. Bir gelini anlaþmalý olarak köylüler kaçýrýr. Araplar gelini ararlar ve bulunca yaþlý kocanýn huzuruna getirirler. Geline; cezan çok büyük niçin Allah'ýn emri dururken gizlice kaçma yolunu seçtin der. Yaþlý kocaya köylüler rica ederler, kýzýn affýný dilerler. Ýsterse kýzý kaçýran genç için evlenme teklif edip Allah'ýn emri ile kýzý isterler. Satýlan ürünlerin parasýyla ve baðýþlanan parayla küçükbaþ/büyükbaþ hayvan satýn alýnýr ve akþam hayvanlar kesilerek kelle paçasý, ciðeri, böbreði, derisi açýk artýrmayla satýlýr. Akþam yemek piþirecekler ve yapýlacak yemekler belirlenir. Genellikle etli pilav ve kýzartma yapýlýr. Ýkinci gün sabah erkenden kalkýlarak yapýlacak yemekler için ateþler yakýlýr kazanlar dizilir ve öðlene kadar yemekler hazýr olur. Yemek duasý okunur ve her kiþiye bir kelgür vermek suretiyle yemek tüm köylüye eþit olarak daðýtýlýr. Misafirlere hangi ailede ise o aile mevcudu gibi yemek verilir. Böylece kýþ yarý þenliði tamamlanmýþ olur. Hakkullah: Toplanacak veya hanelerin verdiði her þey, Hak için verilen Kelgür : Kevgir, Kazandan yemeði daðýtmak için kullanýlan çok büyük kepçe

Kaynak , Hazýrlayan ve Derleyen:
Muharrem KARAKUÞ
Mehmet ARI

 
Düğün Adetlerimiz Yazdır e-Posta
Administrator tarafından yazıldı   
Cumartesi, 02 Ocak 2010 13:39

DÜÐÜN ADETLERÝ

DÜÐÜNE ÝLK ADIM

Köyümüz ve çevresinde evlenme yaþý eskiden 19-20 idi. Küçük yaþta evlenme geleneði, gençlerin kendi tercihlerinden ziyade ailelerinin kararýna baðlýydý. Aileler bir taraftan çocuklarýnýn mürüvvetini görmek için, diðer taraftan da evliliðin aileye katacaðý iþ gücünü hesaba katarak çocuklarýný erken evlendirirlerdi. Hatta yörede "Erken kalkan yol alýr; erken evlenen döl alýr." ifadesi yaygýndýr.

Günümüzdeyse aileler evliliklerde kendi tercihlerinin yanýnda çocuklarýnýn da tercihlerini dikkate alýrlar. Genel olarak görücü usulü olmamakla yapýlan evliliklerde kararlar birlikte alýnýr. Evlenme yaþý erkeklerin askerliklerini bitirmeleri ve bir iþ sahibi olmalarýna baðlýdýr. Kýzlar eskiye oranla daha büyük yaþlarda evlendirilirler. Günümüz evliliklerinde erkeðin de, kýzýn da mutlaka onaylarý alýnýr. Çocuðunu evlendirmek isteyen aile, öncelikle oðlunun fikrini sorar. Kendi tercihi varsa ve bu tercihin aile tarafýndan da uygun görülmesiyle birlikte kýz istenir. Ve böylelikle düðüne ilk adým atýlmýþ olur.

KIZ ÝSTEME

Köyümüzde evlilikler genellikle görücü usulüyle yapýlmaz. Ýlk önce bir kadýn aracýlýðýyla kýz evinin aðzý yoklanýr. Bu aðýz yoklamasýndan kýzýn kesinlikle haberi olmaz. Eðer kýz evi, kýzý vermeye razý gibiyse oðlanýn annesi ile aracý kadýn tekrar kýz evine giderler. Kadýnlar arasýnda söz kesimi tamamlanýnca oðlan tarafýnýn ileri gelen büyükleri kýzý istemeye giderler. Ve usule uygun olarak "Allah'ýn emri peygamberin kavliyle" kýz istenir. Ýsteme esnasýnda kýz, dünürcülere kahve ikram ederek kendini gösterir. Kýz evi bu istemeye hemen cevap vermez. Biraz düþünme ve yakýn akrabalarýna danýþma süresi ister. Kýz evi amcanýn, dayýnýn ve en büyük erkek kardeþin fikrine baþvurur. Bir müddet sonra oðlan evi tekrar giderek kýz tarafýnýn cevabýný alýr. Bütün bunlardan sonra kýz verilir ve "kalýn" kesilir. Oðlan evi yün ve kalýn hariç, hiçbir þeye karýþmaz. Kalýn kesildikten sonra kýzýn tatlýsý yenilir. Tatlýdan sonra sýra artýk niþandadýr. Kýzýn verildiðini içeride öðrenen gençler dýþarý çýkarak damadýn kulaðýný çekerek ondan bir bahþiþ alýrlar. Günümüzde ise kalýn veya baþlýk adý altýnda alýnan süt parasý ( veya para ) ortadan kalkmýþtýr. Çaðýn gereklerine uygun olarak düðün harcamalarý kýz ve oðlan evi tarafýndan ortak olarak yapýlmaktadýr.

NÝÞAN:

Niþan için hazýrlýklar yapýlýr. Kýz eviyle oðlan evi birlikte alýþ-veriþe giderek kýza elbise ve taký alýnýr. Niþan eðlenceli bir þekilde yapýlýr. Yakýn dost ve akrabalar davet edilir. Davette yemekler verilir ve tatlýlar ikram edilir. Oðlan evi ve akrabalarý kýza altýn takarlar. Niþandan sonra düðün tarihi kararlaþtýrýlýr. Oðlan evi kýz evinden izin ister. Kendilerinin belirlediði tarihlerin uygun olup olmadýðýný kýz evine sorar. Onlarýn da onayý alýndýktan sonra düðün iþlemlerine geçilir.

ÇEYÝZ AÇMA:

Köyümüzde çeyizin önemli bir yeri vardýr. Küçük yaþlardan itibaren kýzlar. Çeyiz düzmeye baþlarlar. Bunlar arasýnda el iþlemeleri, nakýþ, oya, mutfak eþyalarý sayýlabilir. Hazýrlanan çeyizler sandýk ve camekân içerisinde muhafaza edilir. Evlilik çaðýna gelen her genç kýz bu hazýrlýklarý yapar. Düðünden birkaç gün önce, hazýrlanan çeyizler kýz evinde sergilenir. Düðüne davet edilen kiþiler (kadýnlar) ve konu-komþu çeyiz görmeye gelerek hediyeler sunarlar. Kýzýn çeyizinde eksik bir eþya varsa tamamlanýr. Gelin çýkarýlmadan bir gün önce çeyiz, davul-zurna eþliðinde oðlan evine götürülür.

DÜÐÜN:

Düðün için "okuntu" ''saçý''denilen davetiyeler gönderilir. Buna "yol" da denir. Yol, daha çok yakýn akraba ve dostlara gönderilir. Diðer çaðrýlacaklar ise ''saçý'' gönderilerek düðüne çaðrýlýr. Bu ''Saçý'' ''Okuntu'' çok yakýn ve akrabalýk derecesine göre deðiþir. Yakýnlýðýna göre elma diðer davetlilere ise þeker gönderilir. Günümüzde ise bunu yerini davetiyeler almýþtýr. Düðün, geleneksel olarak cuma günü öðlende baþlar pazar günü öðleye kadar devam eder. Düðünün baþladýðý günden itibaren düðün evine Türk Bayraðý çekilir. Düðün süresince damadýn arkadaþlarýndan birisi "saðdýç" seçilir. Saðdýç, damada rehberlik eder. Düðün sonrasý için öðütler verir. Damadý berbere götürür. Düðün eðlencelerini saðdýç yönlendirir. Ayný zamanda bayraktar görevini de üstlenir. Bayraðýn düðün evinin damýndan kaçýrýlmamasýna çok dikkat eder.(Nedeni ise eðer düðün evinin damýndan bayraðý kaçýrýrlarsa saðdýç bir bahþiþ ödemek mecburiyetinde kaldýðýndan ) Baþka köylerden gelen misafirler davul zurna eþliðinde yolda karþýlanýr. Bu misafirlerde davulcu ve zurnacýya bahþiþler verirler. Birinci gün sac vurulur gelenler hayýrlý olsun der ve ekmek piþirenlere bir bahþiþ atarak düðün sahibinede hayýrlý olsun temennilerini bildirirler. Ýkinci gün düðünün en hareketli günüdür. Oyunlar hemen hemen hepsi ikinci günü oynanýr. Akþam ise geç vakitlere kadar içkiler içilir. Davetlilerin yeme-içme ve barýnma ihtiyaçlarý düðün evi tarafýndan karþýlanýr. Davul-zurna eþliðinde oyunlar oynanýr, halaylar çekilir.

KINA GECESÝ:

Düðünden bir gün önceki gecedir. Bu gece düðünün en renkli ve en eðlenceli gecesidir. Kýna gecesi öncesi bir koç süslenerek kýz evine gönderilir. Erkek tarafýndan bir grup kadýn, geline kýna yakmaya giderler. Türkü ve maniler eþliðinde kýna yakarlar. Kýna bir tasta yoðrulur. Gelinin eline ve ayaklarýna kýna yakýlýr. Ayrýca Damatýnda eline kýna yakýlýr. Orada bulunanlardan isteyenler de kýna yakarlar. Kýna yakma esnasýnda türküler söylenir.

GELÝN ALMAYA GÝTME

Sabah erkenden erkek evinin önünde zurnacý aðýt, mani ve türkü çalar. Bu bir nevi köylülere haber vermedir. Toplanýn gelini almaya gidiyoruz duyurusudur sanki. Köylüler erkek evinin önünde toplanýrlar. Herkes geldikten sonra Bayrak önde davul zurna çalarak köylüler peþ peþe kýz evine yollanýrlar. Kýz evinin kapýsý bir yakýný tarafýndan kilitlenir. Düðün alayý içeri alýnmaz. Davul zurna kýz evinin önünde aðýtlar çalmaya devam eder. Düðün kâhyasý kapýyý kapatanlarla anlaþma saðlamak için bazý hediyeler önerir ve anlaþýrlar. Kapý açýlýr ve kýz ailesi tarafýndan bayraktar, davulcu ve zurnacýya hediye verir. Böylece kýz evinde düðün baþlar. Bayrak kýz evinin damýna dikilir, halaylar kurulur. Düðün kâhyasý ve bir grup ileri gelenler gelinin nikâhýný kýyarlar ve mehri mecal (nikâhýn ve kýz tarafýndan geline verilen çeyizin yazýldýðý ve þahitlerin imzaladýðý tutanak) hazýrlarlar. Kadýnlar gelini hazýrlamaya baþlarlar. Gelinin beli erkek kardeþi tarafýndan bir kuþakla baðlanýr ve geline annesi ve babasý tarafýndan helallik verilir kardeþleriyle vedalaþýr ve davul zurna eþliðinde gelin dýþarý çýkarýlýr. Dýþarý çýkarken köylüler kapýda Allah hayýrlý etsin diye alkýþlarlar. Gelin ata bindirilir ve erkek çocuðu olsun diye kucaðýna bir erkek çocuk oturtulur. Düðün alayý bayrak önde gelin atý arkasýnda ve davul zurna çalarak erkek evine yollanýr. Erkek evine gelindiðinde yüksek bir yerden para veya þeker gelinin baþý üzerinden atýlýr. Gelin attan inmez ve kaynana gelir çeþitli vaatler verir. Gelin attan iner. Ýnerken hayýrlý olsun diye atýn üzenginde kaþýk, küp veya bardak kýrýlýr. Gelin ve damat ayrý bir odaya oturtulur. Erkek evinde öðlen yemeði hazýrlanmýþ olup yemekler yenir ve geline ve damada hediyeler takýlýr Allah hayýrlý etsin utandýrmasýn derler. Þerbetçi tepsisini ortaya koyar ve herkes tepsiye para atar, davulcu davulunu ortaya koyar ve davula para atýlýr bu paralar onlara kalýr. Düðüne gelen misafirler düðün sahibi tarafýndan davul zurna eþliðinde yollanýr.

YÜZ GÖRÜMÜ

Birinci gün sabahý geline kaynana tarafýndan yüz görümlüðü verilir. Gelinin evde rahat davranmasý için uygulanýr.

GELÝNÝ SUYA GÖTÜRME

Gelin belli bir süre sonra köy çeþmesine kaynana, görümceler ve eltiler tarafýndan çeþmeye götürülür ve su taþýttýrýlýr. Köylülerin içinde rahat davranmasý, ailenin gelinden memnun olduðunu göstermek ve erkek evi iþlerinde çalýþmasýný saðlamak için düzenlenir.

GELÝNLÝK ETME

Gelin haftasý dolduktan sonra babasý evine damat kaynana, kayýnbabasý birkaç yakýný ile kýz evine giderler. Kýz evinde yemek yerler. Kýz evi kýzýna maddi durumuna göre çeþitli hediyeler verir. Böylece gelin ve damat baba evine gitmiþ olur. Belli bir süre Gelin kayýnbaba, kaynana ve büyük kaynýnýn yanýnda, büyüklerin yanýnda sessiz konuþarak gelinlik eder. Belli bir zaman sonra kaynana geline bir hediye vererek gelinlik etmemesi için duyurur ve gelin sesli konuþmaya baþlar.

 
Şah İbrahim Veli Ocağı Yazdır e-Posta
Administrator tarafından yazıldı   
Cumartesi, 02 Ocak 2010 13:38

Þah Ýbrahim Veli Ocaðý

Þah Ýbrahim Veli 1365-1447 tarihleri arasýnda yaþamýþtýr. Anadolu'yu üç kere ziyaret eden Þah Ýbrahim Veli'ye Anadolu kýrsal alanýndaki insanlarýn Hacý Bektaþ Veli hatta ondan daha çok saygý gösterdikleri söylenmektedir. Hatta Þah Ýbrahim Veli'nin kerametleri arasýnda Anadolu'ya her geliþinde bir göz yumup açýncaya kadar geniþ bir coðrafyayý dolaþtýðý inancý da bulunmaktadýr. Bu gelenek halen Anadolu'da cemlerde ve özellikle Þah Ýbrahim Veli talipleri arasýnda yaygýndýr.

Malatya'nýn Mezirme Köyü ise doðrudan doðruya Þah Ýbrahim Veli'nin kendi ocaðý olarak tanýnmaktadýr (Karadirek Dergahý). Yüzlerce yýldýr varlýðýný bu köyde sürdüren bu ocak geleneðin günümüze kadar gelmesinde çok önemli bir yere sahiptir.

Karadirek Dergahý:

Halk arasýnda Þah Ýbrahim, Þah Safi ya da Þah Veli'nin elinde asa olarak getirdiðine inanýlan, iki metre uzunluðunda, normal bir direk kalýnlýðýnda olan siyah renkli direðe Karadirek denilir. Karadirek'in bulunduðu tekke de bu adla anýlýr. Þah Ýbrahim Veli Dergâhý adlarýyla da anýlýr.

Þah Veli'nin, "Bunlarý gören beni görsün." diyerek býraktýðý üç emanet vardýr. Bunlar dergâhý, pabucu ve hýrkasýdýr. Karadirek Dergâhý, Cumhuriyet dönemine kadar Erdebil Tekkesi'nin bir kolu gibi iþlevini sürdürmüþ, tekkeler ve türbeler kapatýldýðýnda yýktýrýlmýþ, simge olan Karadirek parçalanarak yaktýrýlmýþtýr. 1957 yýlýnda çeþitli yerlerden gelen yardýmlarla, Arguvan'ýn Çavuþ köyünden Cuma ve Aziz Genç kardeþlerin ustalýðý ile üçüncü kez yenilenmiþ; mihrap ve delil yerlerindeki kesme taþ yapýlar eski yapýdan iki örnek olarak güneydeki duvara konulmuþ, büyük bir odadan oluþan dergâhýn üç yaný basamaklarla donatýlmýþtýr. Sekiz aðaç direk üzerine kurulu binanýn giriþ kapýsý üzerinde Aþýlýk yöresinden getirilmiþ iki metreye yakýn turuncu renkli taþta þu yazý kazýlýdýr: "Mescid'i Þerifin 3. Ýnþasý 7.4.1957"

Ballýkaya'nýn, yer kaymasý nedeniyle yer deðiþtirmesi üzerine, 1994'te yeni yerleþim yerinde temeli atýlan Karadirek Cem Kültür Evi hemen hemen tamamlanmak üzeredir. Burada, 240 m2'lik oturumlu cem odasý, konuk odasý, kütüphane, idare, misafirhane, yemekhane, kesimevi bölümleri bulunur. Aðaçlandýrma çalýþmasýyla çevre düzenlemesi kalmýþtýr.

Karadirek'e, adaklarý olanlar, felçliler, rüyasýnda görenler, çocuðu olmayanlar, hastalar ve benzeri konumlarda Alevi-Sünni ayrýmý yapýlmadan birçok insan gelir. Eþiðine niyaz edilerek girilir, sohbet edilir, kurban getirilmiþse hazýrlanýr, etli pilâv yapýlýr ve gelenlere sunulur. Yemekten sonra yemek duasý yapýlýr. Bakým ve onarýma harcanmak üzere para verirler. Bazý hastalarýn yatýya kaldýðý, bazen de kýsýr cem yapýldýðý olur.

Vayloð Dede:

1895 yýlýnda Ballýkaya'da doðan Mustafa Tuna, Þeyh Ýbrahim Ocaðý'ndan Deli Mürteze'nin oðludur. Vayloð Dede adýyla tanýnmýþtýr. Baþkalarýnýn düþüncelerini okuma, gaipten haber verme gibi konularda mucizeleri olduðuna inanýlýr. Herkesle içli diþli olmasý, babacan davranýþlarý ve ünlü "Ýçindeki babayý çýkar." deyimini kullanmasý ile tanýnýr. Çocuðu olmayan birçok kadýnýn onun duasý ile çocuk sahibi olduðuna inanýlýr. Bu çocuklarda, onun sakat gözü ve parmaðý ile divanelik özelliklerinin görüldüðü söylenir. Ayný zamanda bu çocuklara Vayloðun Nazarlamasý adý verilir.

1972 yýlýnda vefat etmiþ, Orta Mezarlýða konulmuþtur. 1986'da vefat eden yeðeni Divana ile 1991'de vefat eden yeðeni Satý Özerol'un mezarlarý, onun mezarýnýn sað yanýna kazýlmýþtýr. Sivaslý Zeynep Bakýr adlý kadýnýn Divana Abidin'i rüyasýnda görmesi üzerine üç mezarýn üzerine bir bina yaptýrmasýndan birkaç yýl sonra oðlu, iki dedenin mezarýný köyün yakýnýndaki tarlasýnýn baþýna taþýmýþ, taliplerin desteði ile türbe hâline getirilmiþtir. Hem mezarlar, hem de ocaðý anýlarak ziyaret edilir, kurbanlar kesilir.

Þah Ýbrahim Veli taliplerinin Anadolu'da yayýlma alanlarý ile ilgili olarak verilen bilgiler ocaðýn çok geniþ bir coðrafyaya yayýldýðýný göstermektedir. Bunlar arasýnda Denizli, Manisa, Aydýn, Sivas, Çorum, Erzurum, Tokat, Amasya, Suriye'de Halep ve Þam gelmektedir.

1- Ocaða Baðlý Yerleþimler ( Malatya)

Ocak üyelerinden derlenen bilgilere göre ocaða baðlý yerleþimler þunlardýr:

Malatya-Hekimhan'da: Kozdere, Üðürcük, Çanakpýnar, Karaköcek(bir bölümü), Mihail, Köylü, Merzirme, Ýðdir, Saz(bir sülâle)

Malatya-Arguvan'da: Aþaðý Sülmenli, Yukarý Sülmenli(bir bölümü), Ýsaköy(bir bölümü), Kýzýk, Eymür, Akviran, Asar(bir bölümü)

Malatya-Yazýhan'da: Fethiye kasabasý(bir bölümü), Eðribük(bir bölümü),[1] Çermige (bir bölümü)

Malatya-Doðanþehir'de: Karaterzi[2]

Malatya-Arapkir'de: Gebük, Eynir, Çiðnir, Semeyi

Malatya-Kuluncak'ta: Alvar, Baþören, Bicir köylerinin çok az bir bölümü

NOT: Gazi Üniversitesi Hacý Bektaþ Veli ve Türk Kültürü Araþtýrma Merkezi'nin çýkarmakta olduðu Hacý Bektaþ Veli Araþtýrma Dergisi'nin 30. sayýsýnda ( Yaz 2004) yer alan Þah Ýbrahim Veli Ocaðý Özel Dosyasý'ndan derlenmiþtir.

 

Ýbrahim Özgür BEKTAÞ
 
Sabahat Akkiraz Söyleşisi Yazdır e-Posta
Administrator tarafından yazıldı   
Cumartesi, 02 Ocak 2010 13:37

Sabahat Akkiraz ile Söylesi

Her türlü abartinin her türlü yakistirmanin ötesinde toplumumuzun aydinlik bir simasi, çok sevilen bir sanatçi olarak gerçekten toplumun gönlünde yer eden ender insanlardan birisisiniz. Bu gerçek size gösterilen ilgiden yurt içi yurt disindaki insanlarin egilimlerinden bunu anlamak çok güç degil bende gazeteci olarak bunu gözlemleyebiliyorum. Sesinizin güzelligi, etkileyiciligi, onun ötesinde yapinizla, görüs ve düsüncelerinizle halk üzerinde bir sevgi atmosferi yaratabilen bir insansiniz. O yüzden bugün belki bir radyo programi oldu ama dergi ve kitap çalismasi için çok kisa da olsa, klasikte olmus olsa bir yasam, bir geçmise dönmek istiyorum. Çok kisaca neler söylersiniz ilk çocukluk günleriniz kafanizda olusan imajlar o ana sizi götüren seyler yani yetistiginiz ortam çocuklugunuz gençliginiz biraz geçmise dönsek dogdugunuz diyarlardan baslayarak.

? Benim baba yurdum Arguvan Kizik köyü. Türkü diyari Sivas'a gelmis iki-üç asir olmus ailem. Köyümüz var, ozanlar diyari Kangal Yaylacik köyündenim. Böyle gözünü açtiginiz zaman her Alevi evinde saz oldugu gibi, böyle bir saz. Âsiklar, ozanlar etrafimizda. Muhabbetler cemler. Soruyorlar, kimden etkilendiniz, kim sizi yetistirdi? Buna ihtiyaç olmadi. Çünkü sabah 5'lere kadar bir Feyzullah Çinar muhabbeti, bir Davut Sulari muhabbeti, bir Muhlis Akarsu muhabbeti. Aile dostumuz, onlari dinleyerek çocuk yasta benim kulagim doldu. Çok güzel diyar benim diyarim.

Ocakzadelik var mi? Kutsi olarak dedeler deniliyor, sizin ailenizde bir sey var mi?

? Biz Sah Ibrahim talibiyiz. Ailemiz, cemlerde kurbanci hizmetinde bulunur.

Soyca ailece cemlerde bir 12 hizmetten birisini siz üstlenmissiniz. Babadan ogula geçiyor ve o hizmetten dolayi da dedelerle ozanlarla diger ailelerden fazla bir baglantiniz var mi?

? Muhakkak öyledir; ama ailede anne tarafindan Müslüm Sümbül gibi ozanlarimiz da var. Baba tarafindan yine büyük dedelerim saz çalip söylermis. Ailemizde bu gelenek var. Dedemizi kaybettigimiz zaman sonradan bilgilendim; çünkü Almanya'da büyüdük. Bir hata yapsak, babam derdi: Biz Aleviyiz, bize yakismaz! Ben de düsünürdüm, niçin böyle diyor? Kendimizi sonradan, okuyarak ögrendik. Dedem de vefat ettigi zaman, beni sazla kaldirin diye vasiyeti vardi. Böyle bir gelenegimiz var. Ben seviyorum.

Kendi yörenizin disinda baska gelenler var miydi? Insan iliskilerinden biraz daha bahseder misiniz?

? Cemlerde zaten dedeleri dinlerdik. Çayirli'dan dedeler gelirdi.

Kimler gelirdi mesela?

? Bizim dedemiz Izzettin Dogan. Onun disinda ozanlarin konuk olmalari var. Babam çok seviyor. Çok küçük yasimda ilkokulu bitirdim. Mahmut Erdal dedi ki, kizin sesi güzel! Firdevs ebem de cemlerde deyis söyler. Kadinlar çok nadir söylerler.

Gümüshane Siran yöresinde dedenin koydugu kurallardan birisidir. O yüzden bu gün bile söylenir. Ben Siran'liyim diger yörelerden ben de sizi duydum. Ilk kez bizde zorunluluk ceme girecek kadinlar üç tane deyis ezberlemek zorunda diye dede bir kural koymus.

? Ben de derlemelerim de rastliyorum. Bizden evvelki jenerasyonda, o analarimizin bizim okudugumuz, dedelerden alip okudugumuz deyislere istirak ettiklerini görüyorum. Siz haklisiniz, deyisleri söylüyorlar. Ezbere biliyorlar. Hatali okudugum zaman, beni ikaz ediyorlar; sözleri yanlis okudugum zaman ikaz ediyorlar, bu böyle idi. Böyle dinledik.

Kulaginizdaki dolgunluk o cemlerden dedelerden âsiklardan kalma desek olur mu? Muhabbetlerde bulundunuz mu, ne kadar bulundunuz?

? Muhabbetlerde aksamdan baslarlar, sabaha kadar sürerdi. O çocuk yaslarda hiç uyumazdim. Hâlâ da ben uykucuyum, düzenli yasiyorum 12'de yatarim; ama muhabbet oldugu zaman kesin uykum gelmez sabaha kadar dinlerim.

Analar, dedeler, âsiklar, ozanlarin ailenizin de içinde olmasindan dolayi  kendi eviniz bir çekim merkezi. Her evde o sans yok belki de?

? Feyzullah babanin Mahzuni babanin bizde konuk edilmeleri, babamin çok inançli ozanlari çok sevmesinden ileri geliyor. Babam Mahzuni'yi rüyasinda görmüs; bana gidip sormami söyledi. Kaybetmeyi istemiyor, çok seviyor belki aileden.

O kültürel yapiyi sizin yörenin çok canli tuttugunu anliyoruz

? Mamas köyümüz eski bir köy. Ozanlari var Katibi, Suzani yasayan bir tek kisi kaldi. Benim bu sene ki kaynagim Cemal dede.

Ona nasil ulasabiliriz onun adresi var mi nerede kendisi?

? Kendisi Izmir'de adresi su an yok; ama sonra veririz. Cemal dede müzikle ugrasan bir adam Sivas'ta bandodan emekli. Müzik bilgisi çok; ama bizim kaynagimiz yöre kültürü, çok etkili. Biz de kasetlerle ugrasiyoruz.

Daha sonra hayat ne oldu? sizleri nereye götürdü?

? Biz Türkmen usagiyiz. Çadirimiz sirtimizda göçmek, yeni yerler görmek. Mersin dogumluyum. Ankara'da büyüdük, ilk mektep bitti orada. Ilk mektep biter bitmez, Mahmut Erdal bana okutturuyorlar, bu arada sizin ailenin, sesi güzel kizin sesi güzel. Tamam. Bu arada okuyorum. Hadi bir plak yapalim, bu sirada babamlar yurt disindalar. Küçük yastayim, plagi yaptim; ama babam istemiyor. Küçük yasta dünyaya bakisla olgun yasta bakis ayridir. Yanlislar yapmayayim diye izin vermedi; ama küçük yasta plagimi yaptim.

Yurt disi nasil bir serüven, nasil bir baslangiç nasil oldu?

? Köy kökenli bir aileyiz. Yoksuluz, gece kondularda yasadik. Birçok seyi yasadik. Belki de türkülerimin böyle olmasi, bunlari anliyor olmamdandir. Gurbeti yasiyorum, köyü yasiyorum.

Almanya'daki yillariniz nasildi?

? Orada yine isçi çocuguyum. Yine müzik devam ediyor. O zaman Daim baba geliyor; mesela konsere gidiliyor. Biz onlari buluyoruz, onlar bizi buluyor. Eve geliniyor bir hafta kaliniyor. Daim baba ile çok ilginç bir seyim vardir benim. Ufak yaslarda çok bagirarak okurdum. Rahmetli Daim baba dedi, kizim engin söyle. Bizde engin söylenir, o kadar dövüsür gibi türkü söylenir mi? Deyis söylenir mi? Sesinin tonunu bul! Beni egittiler de. Ahlaken olsun, bu kültürü verirken olsun, egittiler. Bunu ben yillar sonra anladim. Arif hoca ile çalisirken anladim. Güzel bir ses tonu hoca ile birlikte yakaladik. Deyislerimiz daha bir güzel oldu. Onun o egitici lafi kulagimda kaldi.

Nasil basladi, ilk konser, ilk etkinlikler, ilk kaset?

? Daim baba ile olsun Mahmut Erdal'la olsun, konserlere götürüyorlardi beni; ama yasim küçük oldugu için, babam kisitlama yapiyordu bana. Ama Türkiye'ye 75'lerde dönüs yaptigimiz zaman, radyo imtihanlari olsun o zaman tamamdir, yas kemallerini buldu. Kararlarini daha akillica verebilir, daha engin oldu, diye rahatça kasetlerimi yaptim. 12 kasetim var. Konserlerim daha seçici olarak bugün Avrupa festivalleri var. Caz festivalleri var. Alevi deyisi olarak çok begendiler.

Derlemecilikten girdik, o zaman müzigin evrenselligi var, baska temalar var. Caz, hafif müzik, klasik müzik Anadolu'da onbin yillik bir kültürün ürünü olarak halk müzigi türküler, türküler halkin ortak dili, duygusu, bagirmasi, yergisi, sevinci, sevgisi, sitemi. Her seyi türkülere dökmüs halk. Destansi anlatimlar var türkülerde ve yazili bir kaynak olmamasina ragmen, sözlü bir kaynagin, kültürün en önemli unsurlarindan birisi türküler, siirler, deyisler. Birbirlerinin içine geçmis seyler, o zaman siz de Anadolu'dan gelen birisi olarak, Anadolu insaninin bir parçasi olarak, onlarin hislerine tercüman oldunuz. Tabiiki küçüklükten beri yasadiniz, paylastiniz. Fakat bir de bunun evrensel bir dili var. Bunu Anadolu insani söylüyor. Sizin gibi degerli sanatçilar bunu söylüyor; ama bu bir evrensel yankilanma bulabiliyor mu? Daha dogrusu nasil ki farkli uluslarin müzikleri diger uluslarin üzerinde etkili olabiliyorsa, sevilebiliyorsa, türküler de baska milletleri etkileyebilecek güçte midir? Siz o kanida misiniz? Dil olarak belki bir sey anlamiyor, fakat melodik ses tinisindan bir seyler anlayabiliniyor mu? Sizin gözlemleriniz nedir?

? Oguz Aral aydin bir insan. Bir gün bize dedi ki, bir Alevi sanatçisi olarak ya da türkü söyleyen bir insan olarak, Anadolu'da sizin ilerlemeniz siyasi olarak mümkün degil. Paraniz yok. Her alanda kisitlisiniz. Hiçbir seyiniz yok; ama sizin elinizde olan bir sey var. Ayni zencilerde, ayni Kizilderililerde oldugu gibi, güzel bir müziginiz var. Bu müzigi siz alip dinlenebilir bir halde Avrupaliya Amerikaliya söylerseniz, sen bu is için en büyük hizmeti yapmis olursun, dedi. Ve yillardir bize teklif edilen caz festivallerini 97'de ilk kabul ettik.

Nasil oldu bu? Çok ilginç bir sey bu?

? Caz da biliyorsunuz, serbest okunan bir müzik tarzi. Halkla alakali. Bu beni ilgilendirdi. Bizim yaptigimiz da bu idi. Dedelerimiz ozanlarimiz da dogaçlama okuyordu. Bu bana çok yabanci degildi. Ilk defa bir halk müzigi sanatçisi, bir caz festivaline davet edildi. Ama deyis agirlikli olan ben, Londra'da Haci Bektas gecelerine katiliyordum. O tarzi çok begendiler. Çünkü, farkli olan o bizim yaptigimiz is. Ahenk çok farkli, onu sevdiler. Konserlerde önce hayranlik vardi. Sonra profesyonellik olustu. Onlar için doldurabilmek önemli idi. Bize iki gün verdiler. Bu müzik doldurabilir, dediler. Londra disi üç konserimiz var. Paris'te üç ayri merkezde var. Bir de 10.17'sinde olan gece çok özel. O geceden hanim müzisyenler Türkiye'den de Sabahat Akkiraz. Yunanistan, Iran, Cezayir, Ispanya yaklâsik on konser. Biz finalini yapmaya gidiyoruz. Final çok önemli. Konser de zaten bir açilis konseri, çok önemli. Bir de final çok önemli. Bu ayin 17'sinde biz finalini yapmaya gidiyoruz. Londra'da ve dünyanin en büyük salonlarindan birisi. Bunlarla ilgili Cumhuriyet'te bir yazi çikacak oradan da alabilirsiniz. Sizin o evrensellik hakkindaki yaklasim, çok dogru bir sey. Onlarin sazlari ile gitarlari ile piyanolari ile bir ortak çalisma yaptik. Zaten onlar da begendiler, size eslik edelim dediler. CD teklifleri de var; ama ben otantik olmasindan yanayim.

Dogal dokusu bozulmadan yüzyillardir gelen yapi, geldigi gibi kalsin diyorsunuz. Çagimizda müzik aletleri bakimindan ses tonlari bakimindan yeni yeni gelismeler oluyor; fakat baglamanin sapi uzundu kisaltilir mi, üçlü baglama, besli baglama.. Bir seyler oluyor; fakat siz özde sunu mu söylüyorsunuz, halk müzigi halkin yarattigi bir sey ise halkimizda hâlâ varsa, halkin sorunlari düsünceleri varsa, yüzyillardir yasamis oldugu toplumun seviyesinin disinda, baska bir sekle bürünmemis ise, bu halk burada ise, sorunlar burada ise, yanik bagri burada ise, yanik bir sevdadir türkülerim diyorsa, türküleri söylemeye devam diyorsa, böyle mi söylensin diyorsunuz?

? Ben böyle yasayarak geldim. Bunu yapiyorum. Ama benden sonra, efendim uzay çagi, iste gökte uçan tayyara diye söyledi, o da diyecek galaksi aya gidiyorum, bunlari söyleyecek o çagi yasayacak.

Çok zengin inanç ve kültürün içinden geliyorsunuz. Alevilik Bektasilik deyince ne dersiniz? Çok sey vardir; ama sizin düsünceniz nedir?

? Çok zor bir soru bu Mevlana'ya demisler aski tarif et, çok zor bu soru demis. Yasaniliyor bazi seyler tarif edilmez

Yasaniliyor, ama ne yasiyorsunuz Alevilikte? Neyi yasiyorsunuz, ne var onda?

? Duygularimi ve inancimi tarif etmem tabii ki zor. Yasadiklarimi da tarif etmem tabii ki zor; ama bir daha dünyaya gelsem tabii ki Ali olarak gelmek istiyorum.

Niçin? Ali için mi, Veli için mi? Niçin Haci Bektas'ta göz yasi döküyorsunuz?

? Insan degerleri var. Bir de Ali var. Dini imani kendinin olsun; ama Ali bizim olsun.

Konserlere gidiyorsunuz. Birçok kurumlara gidiyorsunuz, görüsüyorsunuz. Baskanlar var, yazarlar var, örgüt liderleri var. Türkiye'de, Avrupa'da, Almanya'da yüzlerce binlerce sayi ile ifade edilebiliyor, genel olarak halkin beklentilerine niçin yanit veremiyor? Sizce bu kurum ve kuruluslar nerelerde hata yapiyorlar?

? Kusur görmek kendi kusurunu görmektir en basta. Sivas olaylarindan sonra duygusal bir süreç yasadik. Örgüt edilmedigimiz için, baskanlik yapan, görev verdigimiz insanlarin, belki bana kizacaklar; ama söz sirasi geldi, dogru söyleyecegim, hep yetersiz olmalari, çogunun kendilerine çalismasi diyorum ben. Halk da kitleden uzaklasiyor, sanatçi da uzaklasiyor, çünkü benim inancim siyaset üstüdür.

Bir sanatçi olarak sikâyetlerinizi nerelerde yogunlastiriyorsunuz? Alevi Bektasi toplumu gerçek aydinini yaratamadi mi? Ya da gerçek aydin olarak çikanlar, topluma bir seyler veremedikleri gibi, onlara öncülük yapma, bilgi aktarma konusunda yeterli çabayi gösteremediler mi? Buna sanatçilari da dahil edebilir miyiz?

? Ben inanca bagliyorum efendim. Her iste inanç vardir ben sanatima inanirim; adam marangozdur kendine inanir, yapacagina inanir. Ben cidden örgütlülük olsun diye hepsini siralamayayim. Almanya'daki fedarasyonda bilir, Cem'de bilir. Inancim dogrultusunda birçok gecelere katildim; ama hiç hosnut olmadim. Asil Alevilik ilkesine aykiri davrandilar. Oradaki ince noktayi hemen belirtelim ki, biz bazen herkesten daha büyük ilgi görmekten de rahatsiz oluyoruz. Bir yere üç tane sanatçi gidersin beni bes yildizli otele koyar, arkadasimi eve misafir edersen ben rahatsiz olurum. Haci Bektas'ta yasadik. Sanatçilarin sevkini kirmasinlar, inanca hizmet eden insani harcamasinlar. Bir yerde bazi insanlar yakilacak, aç kalacak Muhlis Akarsu gibi, Hasret Gültekin gibi, Edibe Sulari gibi. Hiç kimse adini anmaz; ama onlarin görmedigi saygiyi baskalarina göstereceksin, biraz vefa istiyoruz.

Bu ses olabilir, Alevi Bektasi toplumunun içerisinde. Sanatçilara yönelik. Onlarin da bazi sitemleri var. Siz bir sanatçi olarak, aynen yazarlar, örgüt liderleri, Alevi Bektasi toplumunun sesi olma yönünde bir gösterge yapan çaba harcayan sanatçilarin da tam görevlerini yaptigina inaniyor musunuz ya da elestiri yapacak misiniz?

? Felsefemizde bize verildi ki hep incitmekten korkarim ben. O yüzden her koyun kendi bacagindan asilir; ama ben çok dikkat ettim. Gerek isimde gerek iliskilerimde kendi ögretilerime tabi olmaya çalistim. Onure de edildim. Tacim dedenin yerine. Büyük sanatçi mi var; ama bir de simdiki insanlari düsün, derlemeler yapiyoruz eserlerini okuyoruz, birazcik olsun nur içinde yatsinlar biraz kadir sinas olsun.

Halk ozanlari sanatçilari çok elestiyorlar gerçek üreten bizleriz, sanatçilar bizlerin eserini aldilar. 30 halk ozani ile görüstüm; bunlarin çok ciddi yakinmalari var ses sanatçilarina.

? Ozanlik geleneginde insanlar kendileri yasar, kendileri söyler. Davut baba gibi büyük ozanlar geldi geçti. Gerçek ozanlar Daim baba, Feyzullah Çinar, Davut baba, onlar bu konuyu gündeme bile getirmezler agizlarina almazlar, onlar dönemlerinin en büyük insanlari.

Halkin içinden geldiniz. Daha çok olumlu yanlar olumsuzluklari içimizde halledelim, olumluluklari ön plana çikaralim, diyorsunuz ve bu toplumun sesini solugunu, kültürünü, türküsünü, evrensel bir mesaj olarak disa dogru yansitmaya hep beraber çalisalim, hizmet bilelim. Peki ne yapalim, aydinlar-yazarlar az çok okumuslar-okumamislar, örgütler-aydinlar, çünkü bugün radyolarimiz dergilerimiz var; ama ciddi manada eger üretken bir hale gelmezse, bu toplumun üstünde bulunanlar, yazarlar-aydinlar ciddi manada topluma tekrar bir dönüsüm yollari veremezlerse, toplumda bir yilginlik, geri adim atma olabilir, o yüzden ne yapalim?

? Pir Sultan simdiki talibin Hünkâri. Çoktuk, o türküler o zamanda söylendi, simdi de söyleniyor. Biz sadece Türkiye'de kaset satip, sadece bizim kitle ile beraber olacagiz, dünyada bu isi bizden daha iyi yapan yok. Vizyonu genis tutacagiz. Hedefi genisletecegiz, müzik konusunda biz bunun en iyisini yapacagiz. Repertuvar seçerken hiç sorun yasamiyoruz. Feyzullah Çinar 70'li yillarda Fransa'da CD yapti bir milyon satti. Davut baba gitti, Amerika'da konserler verdi.

Bir Alevi Bektasi enstitüsü var mi? Yapacak çok isimiz var.

? Türkiye'nin en büyük arsivini yapmaya çalisiyoruz. Alevi Bektasi konusunda yüzlerce kaset doldurduk. Ankara'da ozan avina çiktik. Türkü aldik. Biraz cimrilik var ozanlarda. Malzemeyi beraber götürüyorlar. Bu dünya kimsenin etrafinda dönmüyor. Sen düzeyini yap. Zülfü Livaneli diyor ki isini iyi yaptigin zaman, iyi müzik yaptigin zaman, kesinlikle dinletirsin ve aç kalmazsin. Biz yillardir Türk halk müziginde kaliteli müzik yapiyoruz. 12 tane kaset yapmisiz; 30 milyona yakin albüm satmis.

Zamaninizi ayirdiniz tesekkür ediyoruz toplumumuzun böyle söylesilerde düsüncesini derlemek çok iyi oldu.

 


Türkiye Haberleri

  • Mizah siyasete malzeme oldu!

    CHP liderine, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın açıklamaları soruldu; o da Arınç'ı Leman ve Penguen'e havale etti.


  • MHP'den bir açılım pankartı daha

    Aydın il binasına asılan ve polis tarafından kaldırılan pankartın ardından, bu kez de benzer bir pankart Kocaeli il binasına asıldı.


  • MHP de Dörtyol'a gidecek!
    Parti tarafından oluşturulan iki heyet, Hatay Dörtyol ve Bursa İnegöl'deki olayları yerinde inceleyecek. Bugün BDP konvoyunun ilçeye sokulmamasının ardından gelen bu haber, Hatay Valisi Lekesiz'e 'girebilecekler mi? diye NTV'de soruldu.
  • Reşadiye'de teröristlerle sıcak temas

    Geçtiğimiz yılın Aralık ayında 7 askerin şehit olduğu Tokat'ın Reşadiye ilçesinde, akşam saatlerinde çıkan çatışmada 1 asker yaralandı.


  • Ağustos'ta 31 bin öğretmen daha atanacak

    Milli Eğitim Bakanı Çubukçu, Ağustos'ta 31 bin öğretmen daha atayacaklarını duyurdu.


  • Erdoğan-Başbuğ YAŞ öncesi görüştü

    Balyoz davasıyla ilgili olarak pazar gecesi biraraya gelen Başbakan Erdoğan ile Genelkurmay Başkanı Orgeneral Başbuğ, bugün de haftalık olağan görüşme çerçevesinde görüştü.


  • Emniyet Müdürü'nün ikna çırpınışı

    Hatay Dörtyol'da BDP'li heyetin ilçeye geleceğinin duyulması üzerine toplanan kalabalığa seslenen İlçe Emniyet Müdürü vatandaşlarla konuşarak tek tek ikna etmeye çalıştı.


  • Bakan talimatıyla Kürtçe bilen psikolog

    Van'da eşi tarafından kulağı kesilen ve darp edilen kadın için, iletişim kuramadığı gerekçesiyle, Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf'ın talimatıyla, Kürtçe bilen kadın psikolog görevlendirildi.


  • Askerlere emanet edilen paketten silah çıktı
    Rize'de yanlışlıkla Hava Radar Komutanlığı'na teslim edilen paketten 3 ruhsatsız tabanca çıktı.
  • Elitaş: CHP umarız samimidir

    TBMM Grup Başkanvekili Elitaş, CHP’nin 35. maddesiyle ilgili değişiklik teklifi konusundaki samimiyetinin 145. ve geçici 15. maddede görüleceğini söyledi.